AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan; muhalefetin ayrıştırıcı üslubuna, fon krizine, sel felaketine ve dış politikadaki son gelişmelere dair kritik değerlendirmeler yaptı.
· Güncelleme:
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı kürsüsünden gündeme dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Sözlerinin başında geçtiğimiz hafta vefat eden Üsküdar Belediye Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin'e Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına sabır temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefatın ardından sosyal medyada başlatılan nefret içerikli paylaşımlara tepki gösterdi. Erdoğan, "İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh hiç tanımadıkları bir insana karşı işlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Bu gözü dönmüşlü,k öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayınlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenabı Allah’a havale ediyorum" dedi.
Siyasetteki kutuplaşmanın getirdiği tehlikelere işaret eden Erdoğan, yeni yasama yılı açılışında yaptıkları ortak menfaat çağrısını hatırlatarak, muhalefetin bu uzlaşma zemininden uzak kaldığını vurguladı. 24 yıl boyunca Türkiye'nin yaşadığı güçlüklerden siyasi kazanç devşirilmeye çalışıldığını dile getiren Erdoğan, muhalefetin sorumsuz bir tavır benimsediğini aktardı.

"Kiminle Savaştasınız, Seferberlik mi Çıktı?"
Son dönemdeki "savaştayız" açıklamalarını sert bir dille eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Hayırdır beyler kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş? Öyle mi? Yirmi dört yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına poslarına bakmadan Türkiye’yi alçakça tehdit edenler oldu. Türkiye’yi içeriden çökertmek için gezi olayları gibi nice dümen çevirdi. Muhalefeti destekleyip iktidarı devireceğiz diyeninden, dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıya karşılaştık. Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye’yi tehdit edenlere, Türkiye’yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz onlardan yardım dilendiniz, el açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış utanmadan savaştayız diyorsunuz. Allah aşkına siz ne dediğinizin lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin. Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek, varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Böyle sorumsuz bir söylem olmaz."
Hakaret ve tahrikle siyaset yapılamayacağını söyleyen Erdoğan, "’Efendim ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim’ derseniz o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası sadece kendinize sadece siyaset kurumuna değil bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz. Bunların siyasetsizliği siyaset haline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir" değerlendirmesini yaptı.
İftira üzerinden siyaset yürütenleri eleştiren Erdoğan, "Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Bakın, milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak; sonra da çıkacaksın yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna eyvallah demeyiz" dedi.
Kendi pusulalarının 86 milyonun huzuru olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın; iftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk zemininde, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir; 86 milyonun birliği, dirliği ve huzurunun her şart altında korunmasıdır. Türkiye’nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır. Milli iradenin bila kaydu şart egemen kılınmasıdır. Demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır. İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir. Siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz" açıklamasını yaptı.
"Fon Meselesine Bir Cerrah Titizliğiyle Vaziyet Ediyoruz"
Sermaye piyasalarındaki fon meselesinin üç aşamada yürütüldüğünü kaydeden Erdoğan, "Üç farklı kategoride konuyu hassasiyetle yönetiyoruz. İlk aşamada, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırımcılara ödenmesidir. Fon Koordinasyon Kurulumuz ve ekonomi kurmaylarımız düzenli olarak bir araya geliyor, alınan kararları şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklıyor. Meclisimizin gündemindeki yasa teklifinin yürürlüğe girmesini müteakip inşallah ödeme işlemleri biraz daha hızlanacak. İkinci aşamada; hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle manipülasyon yaparak, kimi zaman bir organizasyon dâhilinde haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulmasıdır. Başsavcılıklarımız deliller ve itiraflar ışığında bu konuda gerekeni yapıyor. Üçüncü aşamada ise bir daha benzer bir sorunla karşılaşmamak için alınması gereken tedbirler kısmıdır. Gerek Devlet Denetleme Kurulumuzun hazırlayacağı kapsamlı rapor gerekse talimatımız doğrultusunda yürütülen diğer çalışmalar neticesinde kurumsal, bireysel veya mevzuat boyutu itibarıyla burada da her türlü adım atılacaktır" dedi.
Tasfiyeye giden fonlardaki 455 bini aşkın yatırımcıyı ilgilendiren sürecin üzerine kararlılıkla gittiklerini belirten Erdoğan, "Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız. Bizim referansımız muhalefet değildir. Bizim örneğimiz onlar asla değildir. Biz kendimizden, kendi yapıp ettiklerimizden sorumluyuz" diyerek tabanın yapıcı eleştirilerinin kendilerine güç verdiğini söyledi.
Vatandaşlara dezenformasyona karşı uyarıda bulunan Erdoğan, "Medya ve sosyal medya üzerinden algı oluşturan operasyon hesaplarına karşı dikkatli olsunlar. Bilhassa boğazlarına kadar pisliğe bulaşmış olanların dedikodudan, onlardan daha öte geçmeyen hezeyanlarına kulak asmasınlar. Biz bu meseleye bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz. Allah’ın izniyle ne bu camianın ne de bu milletin başını öne eğdirmedik, bundan sonra da asla eğdirmeyeceğiz. Şimdiye kadar ne size ne de milletimize mahcup olmadık. Allah’ın izniyle mahcup olmayacağız" ifadelerini kullandı.
Partisinin ilk günkü heyecanla çalıştığını anlatan Erdoğan, Necip Fazıl'ın "insandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan." dizelerine atıfta bulunarak milletin hizmetkarı olmaya devam edeceklerini belirtti.
İstanbul ve Kocaeli'deki Sel Felaketi
Marmara'yı vuran aşırı yağışlara derhal müdahale edildiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanların bölgeye gittiğini hatırlatarak, "İlk etapta 14 Ekim tarihinde afet gruplarımız, İstanbul’daki il ve ilçe AFAD yönetim merkezlerinde 7 gün 24 saat esasıyla çalışmaya başladılar. İstanbul’daki arama, kurtarma, müdahale ve destek çalışmalarında toplam 47 bin 217 personelimiz, 5 bin 280 araç ve 14 botla sahada görev aldı. 19 Ekim itibarıyla 112 Acil Çağrı Merkezi ve AFAD’a yapılan 21 bin 600 ihbar doğrultusunda toplam 3 bin 270 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesi sağlandı" dedi.
İstanbul’da 7, Kocaeli’nde 1 kişinin vefat ettiğini hatırlatan Erdoğan, ihmali olanların cezalandırılacağını belirterek, "Afetten olumsuz etkilenen vatandaşlarımıza her türlü desteği veriyoruz. Vatandaşlarımızın acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Aile Bakanlığımız tarafından hane başına 10 bin lira olmak üzere toplam 200 milyon lira, AFAD tarafından 230 milyon lira, Ticaret Bakanlığımız tarafından toplam 80 milyon lira İstanbul Valiliğimize aktarıldı. Şu ana kadar İstanbul’daki 37 ilçemizde 5 bin 672 haneye yaklaşık 57 milyon lira tutarında dağıtım yapıldı. Felaketin yol açtığı zarar ve hasarları en kısa sürede telafi etmek için ilgili kurumlarımızla gerekli tüm adımları atmayı sürdüreceğiz" dedi.
Suriye, Savunma Anlaşması ve Libya Mutabakatı
Suriye'de Esad rejiminin yıkılması sonrası barış ortamının yeşerdiğini aktaran Cumhurbaşkanı, "13,5 yıllık zulmün ardından, İsrail’in ağır tahriklerine rağmen Suriye’de barışın, huzurun ve istikrarın tekrar boy vermeye başladığını görüyoruz. Suriyeli kardeşlerimiz Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Şara’nın dirayetli liderliğinde birlik ve beraberlik içinde ortak geleceklerini inşa ediyorlar. Kuzeydeki entegrasyon sürecinin tekemmül etmesiyle birlikte Suriye’de yepyeni bir sayfanın açılacağına inanıyoruz. Biz de Türkiye olarak ihtiyaç duyulduğu her aşamada Suriye’nin yanında olmaya devam ediyor, Suriye halkının refah ve huzuru için üzerimize düşen sorumluluğu bu süreçte hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz" değerlendirmesini yaptı.
Banyas'ta katledilen 248 vatandaş ile Reyhanlı'da şehit olan 53 kişinin faillerinin hesap verdiğini aktaran Erdoğan, zanlının yakalanmasında pay sahibi olan Suriye istihbaratı ile MİT görevlilerini kutladı.
Konuşmasının sonunda bütçe ve dış ilişkilerdeki gelişmelere değinen Erdoğan, 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve 2025 Kesin Hesap Teklifi'nin TBMM'ye sunulduğunu, Pakistan ve Suudi Arabistan ile akdedilen savunma anlaşmasının onaya gönderildiğini duyurdu. Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile varılan deniz yetki alanları mutabakat muhtırasını oy birliğiyle kabul etmesini de memnuniyetle karşıladıklarını sözlerine ekledi.
Haber Mehmet ARITÜRK Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…



