Erkeklerde meme dokusunun büyümesiyle görülen jinekomastinin her zaman kilodan kaynaklanmadığını belirten Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, diyet ve spora rağmen geçmeyen durumlarda altta yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini vurguladı.
Erkeklerde meme dokusunun olağandan fazla gelişmesi şeklinde beliren jinekomasti, yalnızca fiziki görünümü bozmakla kalmayıp bireylerin ruh halini, sosyal ilişkilerini ve özgüvenini de olumsuz yönde etkileyebiliyor.
Pek çok erkeğin kilo alımına bağladığı bu tablonun temelinde meme bezinin büyümesi yatabiliyor. Hormonal dengesizlikler, genetik yatkınlık, çeşitli ilaçlar ya da endokrin kökenli rahatsızlıklarla tetiklenebilen jinekomasti, ergenlikte ve yaşlılık evresinde fizyolojik süreçlerin bir parçası olarak da görülebiliyor. Bazı vakalar kendiliğinden ortadan kalkarken, bazılarında ise durum kalıcı bir hal alarak yaşam kalitesini düşürüyor.
Medicana Çamlıca Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, doğru teşhisin önemine değinerek, "Erkeklerde meme dokusunun büyümesi ekseriyâ kozmetik bir sorun olarak görülse de bazı durumlarda hormonal dengesizlikler, kullanılan ilaçlar veya endokrin hastalıklarla ilişkili olabilir. Bu nedenle öncelikle büyümenin nedeninin belirlenmesi gerekir" dedi.

Kilo Artışı ile Bez Büyümesi Birbirinden Farklı
Ergenlik çağındaki hormonal dalgalanmaların geçici büyümelere zemin hazırladığını, ilerleyen yaşlarda ise androjen hormonlarının tesirindeki düşüşün benzer sonuçlar doğurduğunu aktaran Op. Dr. Beydilli, meme bölgesinde toplanan yağ kütlesi ile meme bezinin büyümesinin aynı şey olmadığını vurguladı. Egzersiz ve diyet uygulamalarına karşın gerilemeyen meme dokusu varlığında, sadece kilo vermeye odaklanmak yerine bir uzmana danışılması gerektiği bildirildi.
Tedavi sürecinin yaş, doku yapısı ve şikayetlerin geçmişine göre planlandığını belirten Op. Dr. İlkay Şamil Beydilli, ergenlik kaynaklı vakaların kendiliğinden sönebileceğini ifade etti. Kalıcı hale gelerek sosyal hayatı zorlaştıran tablolarda cerrahi müdahalenin devreye girdiğini aktaran Beydilli, "Ameliyat öncesinde hastanın beklentilerini ayrıntılı şekilde dinliyoruz. Meme bölgesindeki yağ ve bez dokusunun dağılımını değerlendirerek kişiye uygun cerrahi yöntemi belirliyoruz. Burada önemli olan yalnızca fiziksel görünümü düzeltmek değil, hastanın sağlık durumunu ve beklentilerini birlikte ele almak" ifadelerini kullandı.
Cerrahi Operasyon 1-1,5 Saat Sürüyor
Operasyon tekniğinin kişideki doku niteliğine bağlı olarak seçildiğini söyleyen Op. Dr. Beydilli, yağ dokusunun baskın olduğu tablolarda liposuction uygulandığını, bez dokusunun yoğun olduğu durumlarda ise cerrahi çıkarım yapıldığını kaydetti. İhtiyaç halinde her iki metodun kombine edilebildiğini de belirten Beydilli, genel anestezi altında uygulanan ameliyatın çoğunlukla 1 ila 1,5 saat sürdüğünü ve operasyon izlerinin zaman içinde silikleştiğini aktardı.
İyileşme Döneminde Korse Kullanımı Önemli
İyileşme periyodunun kişiden kişiye farklılık gösterebileceğine değinen Op. Dr. Beydilli, ilk günlerde yaşanabilecek hafif ağrı ve ödeme rağmen hastaların şartlar elverdiğinde 4-5 gün içinde iş hayatına adım atabildiğini söyledi. Sürecin detaylarını paylaşan Beydilli, "Ameliyat sonrası ilk dört hafta destekleyici medikal korse kullanılmasını öneriyoruz. Ayrıca yaklaşık bir ay boyunca ağırlık kaldırma ve yoğun fitness aktivitelerinden uzak durulması gerekiyor. Göğüs bölgesinin son şeklini alması ise yaklaşık 4-5 ayı bulabiliyor" dedi.
Diğer tüm cerrahi girişimlerde olduğu gibi kanama, enfeksiyon ve asimetri risklerinin jinekomasti ameliyatında da mevcut olduğunu hatırlatan Beydilli; doğru planlama, hasta seçimi ve cerrahi sonrası hekim tavsiyelerine riayet edilmesinin başarıdaki anahtar unsurlar olduğunu vurguladı.
Haber Mehmet ARITÜRK Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…



